70_80_ yıllarda doğan bizler çocukluğumuzu doya doya keyifle yaşadık.Anne babalarımız bizi sakince büyüttüler.Okula gidene kadar sokakta rahat rahat oynadık saatlerce,hayatın kurallarını oynayarak öğrendik.Çok da mutluyduk,evden çağrılana kadar oyundan oyuna,sohbetten sohbete dalar giderdik.Bir gün bizim çocuk oyunlarımızın geleneksel oyunlara dönüşüp okullarda özel olarak öğretileceğini tahmin bile edemezdik.Bizim sokak oyunlarımızı çocuklarımız oynayamayacaktı sokaklarda.Okul hayatımız başlardı sonra,Öğretmene eti senin kemiği benim,diyerek teslim edilir,bütün okul sorumluluğumuzu da yine biz alırdık. Öğretmen ulaşılmazdı bizim için,yolda sokakta gördüğümüzde dona kalırdık.Evde derslerimizi yapabildiğimiz kadar biz yapar,okulda teneffüste arkadaşlarımızla samimiyetle oynardık ders kaygısı olmadan.Bize verilenle yetinir,fazlasını istemez,bayram sabahlarını çoşkuyla beklerdik.Kendi oyuncağımızı kendimiz yapar,bilgiye ulaşmak için ansiklopedilerin içinde kaybolur,kitap okumayı da severdik.Ergenlik krizimizde yoktu.
Sorumluluk alır ve sorunları kendimiz çözerdik.Anne babalarımız sevgisini bize yeteri kadar gösterir,abartmadan bizimle ilgilenirlerdi.Derken anne baba olduk.Teknoloji ve yeni akımlar,belkide ben yaşamadım çocuğum yaşasınlar yine en çok da bizi yordu.Aşırı ilgili anne babalar olduk.Yaşam koşulları da değişti bu süreçte.Çocuklarımız ellerinde tablet telefon,apartman dairesinde sürekli gözümüzün önünde büyümüye başladılar.Ya parklarda,yada çocuklu arkadaşlarda buluşarak çocuklarımızı sosyalleştirmeye çalıştık.Ay,gün,yıl ve daha bir çok çeşitte abartılı partiler yapmaya,sürekli iç çekim dış çekim fotoğraflarla anılar depolamaya gayret gösterir olduk.Çocukların okulları, öğretmenleri,arkadaş ilişkileri,dersleri,sınav sonuçları çooook önemliydi bizim için.Sınav senelerinde yaşamımızı durduruyor,sınava hazırlanan öğrenci ev kitabının bütün kurallarını evlerimizde uyguluyorduk.
Oysa biz odamızda,evin sessiz bir köşesinde yada kütüphanelerde sınavlara hazırlandık.Anne babamızın ev hayatında da biz sınava giriyoruz diye değişiklik olmazdı.Sınava hazırlanmak hayatımızı değiştirmek bize düşerdi.Şimdi okul öncesinden itibaren takibe alıyoruz çocuklarımızı.
Tekrar onlarla birlikte bizimde okul hayatımız başlıyor.Çocukları dünyamız yaptık.Her anı onlarla yaşıyor,kendi hayatlarımızı onlara feda ediyoruz.Bunu gerektiği kadar değil,gerektiğinden çok fazla yapıyoruz.Bizler arada kaldık,çocuğumun içinde kalmasın dedikçe,ebeveynliğimize daha çok yük yükledik.Oysaki,çocukluk ve gençliğimizde de her şey bizim emeğimizdi,şimdi anne babayız yine her şey bizim emeğimiz.Ama yeni nesil sorumluluk almakta da,mutlu olmakta da zorlanıyor.Biz mutlu olsunlar diye verdikçe onlar daha da çok istiyor ve mutlulukları da çok kısa sürüyor.
Çünkü her şey çok fazla.Ellerinde telefon özçekim yaparak video çekerek büyüyorlar biz ne kadar müdahale etmeye çalışsak ta onlar teknoloji mağdurları.Dünyadaki her akımı takip ediyorlar,hatta bizlerde takip halindeyiz onlarla birlikte bu akımların peşinde. Çocuklarımızın geleceğini bizler planlıyoruz, onlara hayal kurmaları için fırsat bile vermiyoruz.Onlara yetkin bir birey olmaları için fırsat vermekte yine biz zorlandık.Belki içimizde çok abartmayanlar da vardır,ama çoğumuz çok abarttık.Önemli olan bilinçli anne baba olmaktı bunu unuttuk.Biz bu yüzden çok yorulduk,
çocukluğumuzda ebevynliğimiz de de her şeyi biz çok anlamlandırdık.
Sevil ATEŞ

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder