31 Mayıs 2021 Pazartesi

Dünyadan uzak,nasılsın babam

 Dünyadan uzak,nasılsın babam,meraktayım seni.

Sessizce,beklenmedik gittin ya,
Biz halen, buralarda yokluğuna alışmaya çalışıyoruz.
Ama gel gör ki,öyle kolay da değil,alışmak.
Zaman geçiyor,günler geçiyor,acı gitmiyor.
Kalbe çöken ağırlık daha bir ağırlaşıyor.
Geçmiyor sızın,geçmiyor.
Gittin ya sessizce,beklenmedik,biz daha kabullenişe eremedik.
Gitmek kolay olandı da ,ondan mı gittin babam,
Türkü çok severdin ya,sana eşlik ederdim yaz gecelerinde,
Türküleri dinlerken acılarım daha da katlanıyor.
Bir tek ben de değilmişim bu hislerde,
Bütün kardeşlerim türküler de ararken senin hallerini
Hem dinleyip hem ağlarmış,yokluğuna.
Biz seni türkülerde arar olduk,eskiye dair her şeyde.
Hayatı ciddiye almamayı sen öğrettin bize.
Ama bak hayat zamansız aldı,götürdü seni.
Aylar geçti babam ama eksikliğin çoğaldı.
Arkandayım hep derdin ya,ne yaparsan yap,yanındayım derdin ya,bir güven gelirdi bana,
Daha bir özgür daha bir güvende hissederdim.
Eksilmedi cesaretim korkma,sadece senden bunları duymak çok kıymetliymiş,daha iyi anladım.
Memlekete gelmeye,az kaldı da nasıl olacak.
Akşam saatinde kapıyı kime açacağız,
İkimiz de çayı çok severdik,bir de türkü dinlemeyi ve susmadan konuşmayı,
Biliyorsun annemin mizacı farklı,o daha sakin ve ben de sana benzemişim.
Seni konuşacağız hep,belki de ağlayacağız sık sık,dualar edeceğiz sana annemle.
Yıldızları seyrederken konuşuyorum ya seninle,belki duyarsın diye.
Konuşacak çok şey biriktirdim sana,mezarının başına gelince anlatacağım hepsini.
Beni üzenleri şikayet edeceğim sana,yine diyecek misin bana,sakın kafanı takma,ne istiyorsan onu yap,sakın çok düşünüp de derinlerde kaybolma,güçlü ol kızım,güçlü ol.
Çiçekler ekeceğim toprağına,üzülme diyeceğim sen gittin ama biz seni hiç unutmadık.

21 Mayıs 2021 Cuma

HIDIRELLEZ

Gelecek için hayal ve umutlara inanmaya,dilekler de bulunup,dua etmeye "Hıdırellez " denir. Aslında Hıdrellez,Orta Asya, Ortadoğu,Anadolu ve Balkanlar'da kutlanan mevsimlik bir bahar bayramıdır.Ruz-ı Hızır (Hızır günü) olarak adlandırılan bu gün bize eski bir gelenek olarak miras kalmıştır.İçinde umut,dilek ve dua olduğu için de inanan herkesi davet eder kendisine.Hıdırellez günü, dünyada darda kalanların yardımcısı olduğu düşünülen Hızır ile yağmurların peygamberi hakimi olduğuna inanılan İlyas peygamberin (A.s.)yeryüzünde buluştukları gün olarak düşünülür ve kutlanır.

Bu gün bahardır,berekettir,sıkıntılardan kurtulmak, hayallere kavuşmak ve duadır.Hızır çabukluğunda,yağmur bereketinde buluşmak için dualarımızı yaradana göndermek şifalı bir mutluluktur.Ben de bugün bir karahindibaya dileklerimi dileyip üfledim gökyüzüne.Biliyorum ki, evren duyar, görür,ya verir,ya da bekletir yeter ki niyetler yağmur saflığında tertemiz olsun.
HIDIRELLEZ HİKAYESİ NEDİR?(Alıntı)
Hızır ve İlyas Peygamber, hükümdarın ordusundaki iki askerdir. Bir gün hükümdar ordusuyla ölümsüzlük suyunu (Ab-u Hayat) aramaya çıkar. Yolculuk sırasında Hızır aleyhisselam ve İlyas Peygamber diğer askerlerden ayrılır. Suyun yanında dururlar ve yemek için kurutulmuş balıkları çıkarırlar. O anda deniz suyu balığın üzerine sıçrar, balık canlanır ve suya atlar. Böylece Hızır aleyhisselam ve İlyas Peygamber ölümsüzlük suyunu bulurlar. Bu sırada bir melek gelir. Hızır aleyhisselam ve İlyas Peygamber kıyamete kadar yaşayacak, ancak Hızır aleyhisselam karada muhtaçlara ve denizde İlyas Peygamber’e yardım edecek. Hızır ve İlyas Peygamber’in Hıdrellez günü yani 6 Mayıs’ta bir araya geldiği ve bu buluşmalarıyla ölü doğanın canlandırıldığı sanılmaktadır. Yaygın inanışa göre 6 Mayıs yağmur mevsimi Hızır ve İlyas Peygamber’in sevinçleri için ağladıklarının ve buluştuklarında bulutların da onlara katıldığının bir kanıtıdır.

3 Mayıs 2021 Pazartesi

İsyanlardayım,dedim.

 İSYANLAR

İsyanlardayım,dedim.

Hayır,imtihanlardasın,fark edersen kurtulacaksın (Hz.Mevlana) dedi.

Neden bu imtihanlar,insanoğlu kendisini arayan hayat yolcusuyken

Dilimize ve gönlümüze gelenler,neden bize eşlik edememekteler? dedim.

"Gönlüm dilime dargın,dilim gönlüme,gönlüm duygularını anlatamadığı için kızarken dilime,

Dilim anlatamayacağı şeyleri düşündüğü için kızıyor gönlüme (Hz.Mevlana) dedi, bana.

Bende öyleyim.Yaşamdan gelip geçen aciz bir insanoğlu,garip bir hayat yolcusuyum,nasıl olacak?

Şimdi ne yapmak lazım,kırgınlıktan kurtulmak için dedim

Küle döndüysen, yeniden güle dönmeyi bekle.

Ve geçmişte kaç kere küle dönüştüğünü değil,kaç kere yeniden küllerin arasından doğrulup yeni bir gül olduğunu (Hz.Mevlana) dedi.

Avundum,ruhumu temizledim,şükürle,tevekkülle,teselli oldum,kendimce.

Nasıl yeniden başlayabilirim ki,dedim.

Bir yandan korkun bir yandan umudun varsa iki kanatlı olursun.

Tek kanatla uçulmaz zaten(Hz.Mevlana) dedi.

Tek kanatla uçumayız elbet,

Ne umudumuzdan,ne de korkularımızdan vazgeçemeyiz ki,

Belki de direnmekte hünerli değiliz.

Kanatlarımı aynı anda takamadığımdan mı

Bu yenilgilere cahilce isyanım ve de korkularım yoksa nasipte mi yok?dedim.

Ümitsizlikten sonra nice ümitler,karanlıkların sonunda nice güneşler var (Hz.Mevlana) dedi.

Sevindim,gülümsedim,teselli oldum,

Umuda teslim olmak,kırgınlıklarımla barışmak  mı gerek ,dedim.

Gözyaşının bile görevi varmış.

Ardından gelecek gülümseme için temizlik yaparmış.(Hz.Mevlana) dedi.

Gözyaşımı silmeye başladım,gülümsemelere hazırlık yapmalıyım öyleyse, dedim.

İmtihan içinde imtihan vardır.

Derlen toparlan da ufak bir imtihana satma kendini (Hz.Mevlana) dedi.

Güçlü olmak mı gerek,yeniden başlamak,

Yeniden denemek,umut etmek mi gerek dedim.

Dün akıllıydım, dünyayı değiştirmek istedim;

Bugün ise bilgeyim, kendimi değiştirdim(Hz.Mevlana) dedi.

Anladım dedim. Kendime döndüm. Anladım.

Yılmış korona psikolojimiz

 Yılmış korona psikolojimiz yine sendeledi. Yeni bir psikoloji gerek bize değil mi?Son bir yıldır sabır etmekten tükettiğimiz sabrımız da bizi terk etmiş de, yerine bezmişliği bırakmış gibi. Bahar geçti, yaz geçti, sonbahar ve kış geçti. Bahar tekrar geldi.

Bugün en çok bulutları kıskandım. Doğada en özgür olan onlar sanki. Her mevsim hep gökyüzündeler. Bembeyaz gezinirken şekilden şekile giren huzur veren bulutlar baharlarda yağmur olan ,bazen gri tonlarda hep özgürler gökyüzünde.

Sonra düşündüm, nasıl bir teselliye sığınmak gerekiyordu. Doğaya baktım yine, doğa çok mutluydu bizsiz.Geleceği düşündüm, çocuklarımıza kalacak olan dünyaya, dünyayı mahvediyorduk hep beraber, ama şimdi yapamıyoruz, istesek de istemesek de doğaya ve dışardaki yaşama hasret kalan bizler yine evdeyiz.

Doğa başını dinlemekte ,keyifle özgürce kendisini yeniden var etmekte. Çöp atanları azaldı, mangalcıları, piknikçileri, egzoz gazları da.Doğa bir insan detoksunda kendini yenilemekte. Halinden de çok memnun. Hayvanlar sokaklar da ,bu mekanlar bizim der gibi gezinmekte, kuşların cıvıltıları daha fazla duyulmakta ,çünkü trafik de mecburiyetlerden azaldı.

İnsanoğlu ilk defa yaptıkları ile yüzleşiyor. Gözle görünmeyen bir virüs bizi evlere hapsetti. Acı kayıplarla yüzleştik,ayrılığı ve korkuyu daha da çok öğrendik.

Her şey tersine döndü sanki. Tutsaklar ve özgürler. İnsanoğlu akıllanmazsa daha çok bedeller ödeyecek belki de. Çocuklarımıza daha güzel bir dünya bırakmak için bu koronanın bize öğrettikleri hepimize iyi bir ders oldu, o da anlayabilenlere.

Geleceğe daha güzel bir dünya bırakmak ve daha duyarlı olmayı öğrenmenin tesellisinde olmalıyız. Yine sabır,yine şükür ve daha fazla duyarlılıkta evde yaşama devam. Gelecek güzel günler için dua etmeyi unutmamak da.


"Evde sıkılan çocuklarımız" için neler yapmalıyız?

 "Evde sıkılan çocuklarımız" için neler yapmalıyız?

"Evde sıkılan çocuklarımız" için neler yapmalıyız? aslında bu durumu abartmamayı öğrenmeli ve çocukların sıkılmasına ,bu sıkılma duygusu ile baş etmeyi öğrenmesine izin vermeliyiz.
Evde kaldığımız bu dönemlerde ebeveyn olarak sürekli çocuklarımızla ilgilenerek ,etkinliklerle oyalayarak ve de sürekli onları mutlu etmeye çalışarak hem kendimizi yorar ,hem de çocuğumuza yanlış yaklaşımlarla, yanlış davranış ve özellikler kazandırabiliriz.
Çocuklarımızın empati yeteneğinin en iyi şekilde geliştirilebileceği bir dönemdeyiz. Onlarla biz de duygularımızı paylaşmalı ve kendi beklenti ve isteklerimizi de onlara anlatarak bizi anlamalarını sağlamalıyız.
Evde yaşamın herkes için bir akışı olduğunu ve herkesin kendi kendine meşgul olabileceği zamanlar da kendine yetmeyi öğrenmesi gerektiğini çocuklarımıza öğretmeliyiz.
Ama bu öğretiyi çocuğun bilgisayarla, televizyonla oyalanmasına göz yumarak da yapmamız oldukça sakıncalı bir durum olup, yarar yerine zarar getirecektir. Çocuklar sıkılsın, sıkıldım desinler, desinler ki, sıkılınca bir şeyler üretmeyi öğrensinler. Çocukların kendi başlarına yada ailesi ile yapabileceği planlamaları düzenlemek, bu dönemi daha kolay geçirmemizi sağlayabilir.
Çocuklarla oturup onların gününü planlayabiliriz, ders ve ödev zamanları dışında yapmak istediklerini listeleyip uygun bir ev yaşam planı oluşturabiliriz.
Örneğin; sinema saati, kitap okuma saati, ev işlerine yardım, bitkilerle ilgilenme, spor yada dans saati, odasını düzenleme saati, kendi kendine yetebilme saati gibi bir günü planlayan esnek bir program düzenleyebiliriz.
Çocuklarımızı sürekli mutlu etmeye çalışmak onlara zarar verir, çünkü hayatı boyunca karşılaştığı bütün insanlar onu mutlu etmek için uğraşmayacaklar .Ailesi tarafından sürekli el üstünde tutulan mutluluk dışında başka duyguyla tanışmasına izin verilmeyen çocuklar ileriki yıllarda karşılaştığı olaylarda hangi duygulara uyum sağlayacağını bilmediğinden ,duygusal zorluklar yaşayabilirler.
Evde yaşam günlerinde çocukların yaşına ve anlayabilme düzeyine uygun empati duygusu geliştirilebilir. Neden evde kalmak zorunda olduğunu anlama, sorumluluklarını gerçekleştirmenin gerekliliği, aile bireylerine saygı ve kendine yetebilmesinin önemi gibi beceriler bu süreçte çocuklara kazandırılabilecek özelliklerdir.
Tabii ki doğru rol model olmak, elinden cep telefonunu düşürmeyen bir ebeveynin çocuğuna televizyon izlememesi gerektiğini yada kitap okuması gerektiğini söylemesi çocuk için çok da mantıklı ve inandırıcı olmayacaktır. Yada evde hiç bir işi yapmayan, elini sıcak sudan soğuk suya dokundurmayan ebeveynin çocuğa ev işlerine yardım etmesini söylemesi de aynı şekil de mantıklı olmayacaktır. Evdeki huzur için evde yaşayan her aile bireyinin birbirine empati ile yaklaşması ve ortaklıkta işbirliği yapması çok önemlidir.