19 Ağustos 2019 Pazartesi

Ebeveynlik kimlik değiştirdi

 Ebeveyn olmanın en zahmetli olduğu dönemdeyiz,biz artık çocukluğu geride bırakıp anne baba olduk ama dünya da çok değişti.Bizler çocukken;özgürce,mahallelerde büyüyen,kendi ayaklarının üzerinde duran,eti senin kemiği benim okula teslim edilen çocuklardan ebeveyne dönüşümüzde ki farklılıklara uyum sağlamaya çalışıyoruz.
      Teknoloji gelişti,anne babalar da genel olarak meşgul.Yaşadığımız hayata dair her şey değişti. Ebevyenlik de,çocukluğunu yaşamak da kimlik değiştirdi .Çocuklar için mahalleler de oynamak,bir birey olarak ilk toplumsal deneyimlemeleri yaşamak mümkün değil artık.Güvenilir hiç değil.Çocuklarımız bizim gibi mahalle aralarında yaşıtlarıyla oyun kurmadan,ilk toplumsal deneyimleri tecrübe etmeden;evde tablet, tv.,bilgisayar başında büyüyorlar.Sadece daha dikkatli ve bilinçli kullanıcılar olmalarına özen göstermeye çalışıyoruz.Teknoloji çağında onları teknolojiden uzak tutmamız mümkün değil.Çeşitli aktivite kurslarına göndererek onlara farklı yaşantılar sunmaya çalışıyoruz.
    Bunun yanı sıra,çocuklarımızı yetiştirirken en yanlış cümleler de dilimizde ebeveynlik yapmaya çalışıyoruz.O kadar bilindik ve rastlanabilir ki bu cümleler aynı model anne babalar olduk sanki.
    Çocuklarımız çok kıymetli,üzülmemeleri(psikolojilerinin bozulmaması)her şeyden önemli.
Psikolojileri en çok dikkat ettiğimiz konu.Peki ne kadar doğru yapıyoruz?.Bırakalım da çocuklarımız duygularını kontrol etmeyi,sorunları ile baş edebilmeyi öğrensinler.Her anne baba bir psikolog gibi davranıyor neredeyse.Çocuklarının duygularına müdahale ediyorlar.Üzülmesin,ağlamasın,
sinirlenmesin,heyecanlanmasın.Sadece çocukları mutlu olsun.Dünyanın var oluşuna bile uygun olmayan bir istekte bulunuyoruz çocuklarımız için.Mutluluğu öğrenmesi için bütün duyguları tanıması gerekiyor bir çocuğun,buna izin bile vermiyoruz.Mutlu olsun,psikoloji bozulmasın yeter...
     Ben yaşamadım,çocuğum yaşasın,Ben alamadım,çocuğum alsın.Ben yapamadım,çocuğum yapsın.Gerçek hayat bu  değil ki.Emek vermeden,sabırla beklenmeden,hayal edilmeden sahip olunanın kıymeti de yok.Ulaşmak için beklemesi gereken,umut eden bir çocuğa hemen vererek ona kıymetsizliği öğretiyoruz sadece.Hayalsiz,umutsuz bırakıyoruz onları.
     Ben çocuğumla arkadaşım cümlelerimiz.Çok modern,çağa uygun görünüyor.Peki çocuğumuzun anne babası kim olacak.Kime saygı duyacak,kimi otorite olarak kabul edecek.Bizim onlara vereceğimiz öğütlere,paylaşımlara,yol göstericisi olmamıza ihtiyaçları var.Tatlı sert olmayı tercih etmemiz gerekiyor.Çünkü bir gün bağımsızlığını ilan edecek çocuğumuz ve biz başlayacağız,bu çocuk beni hiç dinlemiyor diye yakınmaya.Ama arkadaşız değil mi?Otorite olmak için gecikmedik mi?Çocuğumuzun isyanları ile bizim isyanlarımız belkide birbirine karışacak.Çözümsüz karışıklıklar var olacak böylece.
      Akademik başarıları en büyük takıntımız.Hepimiz yok benim için önemli değil diyoruz ama hayatta iyi bir geleceğe sahip olsunlar diye onların okulları ile ilgili her konuda müdahil hatta müdahaleciyiz.Derslerini takip et,test al,kitap okut,hatta okul çantasını hazırla,okula git gel,
öğretmenine sürekli ders başarısını sor,sıkı takip et.Hatırlatıcı ol,dersini yaptır,eksiklerini tamamlat,diğer arkadaşlarının okul durumlarını sorgula.Sonrada çocuğun aldığı karneyi gururla sahiplenerek,bu karne benim de karnem,çok emek verdim diyerek kendinle övün.Hem çocukken kendin için,hem ebeveyn olduğunda çocuğun için okul hayatını ikinci defa yaşa.Sonrada yakınmaya devam et,biz çocukken anne babamız okulda ne yaptığımızı bilmezdi.Biz her şeyi takip ediyoruz,ne zormuş böyle anne baba olmak.Oysaki abartmadan,çocuğa kendi sorumluluklarını vererek okul hayatını yaşasaydık daha kolay olmaz mıydı?Çalışkan ama mutsuz çocuklarımız olmazdı böylece,
yada akademik başarıdan başka meziyeti olmayan çocuklar ortalıkta gezmezdi,biz bu kadar abartmamış olsaydık.
   Öğretmenlere sürekli müdahale ediyor,öğretmencilik de oynamaya da kalkışıyoruz bazen.Şu çocukla otursun,şununla oynasın,şuna çalışsın,şu kadar ödev verilsin.Sınıfta mutlu ve özgür olsun.Ne yaparsa yapsın kabul görsün,ama psikolojisi bozulmasın.Yoksa veli olarak eleştirmeye,şikayet etmeye,öğretmenle karşı karşıya gelmeye hazırız.Çünkü çocuğumuz çok kıymetli.Veli olarak da ne kadar abarttık.Eğitim hayatını da çaldık çocuğumuzun farkına bile olamadık.
     Benim çocuğum yapmaz,benim çocuğum almaz,dokunmaz,benim çocuğum öyle konuşmaz.Bunu çok duyuyoruz değil mi?Çocuklarımızın hatalarını bile kabul etmiyor,onların yerine savunmaya geçiyoruz.Oysaki çocuklar hatalarını daha çabuk kabul ediyor ve hatalarından ders alıyor,
olgunlaşıyorlar.Ebeveyn olarak bizler çocuklarımıza fırsat verebilirsek hatalardan doğruyu öğrenecekler ama onları mükemmel eserlerimiz yerine koymayı tercih ediyoruz.Hata yapmalarını bile kabul etmiyoruz,pasifleştiriyoruz onları.Yalana sürüklüyoruz.Çünkü çocuklar bizim  mükemmel eserlerimiz gibi davranmak uğruna doğru yada yanlış çözümler üretiyorlar.Onları kusursuzlaştırmaya çalıştıkça büyük zararlar veriyoruz.
  Çocuklarımızın her şeyi seçmeye hakları var.Öğretmenini,yediği yemeği,alacağı oyuncağı,yapacağı etkinliği,gidilecek yeri,izlenecek filmi,tatil planını.Dünyanın dönüşünü bile değiştirip onların isteklerini,seçimlerini gerçekleştirmeye hazırız.Ta ki değiştiremediğimiz zamanlara gelene kadar.Çocuklarımız büyüyor ve kontrol edemeyeceğimiz bir döneme giriyor.Sonra da çocuklar büyüdükçe dertleri de büyüyor diye yakınmaya başlıyoruz.Çünkü değiştiremeyeceğimiz şeylerle karşılaşıyor,hayal kırıklıkları yaşıyoruz.Çocuklarımız mutsuz yada endişeli,doyumsuz,ilgisiz,
isyankar,pasif,tatminsiz oldular.Neden?Cevap çok açık,yanlış anne baba tutumlarımız.
      Çocukları hep mutlu etmeye çalıştık.Her istediklerine ulaşmalarını sağladık.Otoriter ve kuralcı olamadık.Gerçek kuralları bile kaldırdık hayatlarımızdan.Uyduruk kurallarla yaşadık ebeveynliği.
Teknolojiyi de çocuklarımıza  sonsuz bir şekilde sunduk.Kararlarını,duygularını,sabırlarını,
davranışlarını,hayallerini,hayata dair beklentilerini ellerinden biz aldık.Onlar için her fedakarlığı yaptık,hayatımızı onlara adadık.Oysa ki yanlış yaptık.Çocuklar bizim kuklamız,eserimiz,hayatımızın odağı değil.Çocuklar ailemizin bir parçası,ama hayatta yol alacak bir birey olacaklar.Biz onların kimliğine bürünüp,onların kimlik edinmelerine fırsat vermiyoruz.Biz yol gösterici,destekleyici,ilgili olalım tabii ki.Ama bırakalım bu onların hayatı,duyguları,kişiliği,kararları.Onlara kendileri olmaları için fırsat verelim.

Sevil ATEŞ




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder