1 Eylül 2021 Çarşamba

Bir dost muhabbeti

Dün bir arkadaşımla konuşuyorduk,biraz bezgin ve umutsuzdu.Moral ve desteğe ihtiyacı vardı.Kimin ihtiyacı olmaz ki.Dilimin döndüğünce hissettiklerimi paylaşmaya başladım.Yaşamak için devam etmeye,çok fazla sorgulamamaya ihtiyacımız var,dedim.Nasıl olacak o,dedi.Sanki her şey kötüye gidiyor,tükenmiş gibi hissediyorum kendimi, dedi.Çok kolaydı aslında.Sadece uyandığımız güne yoğunlaşmak ve yaşadığımız anlarla meşgul olmak yeter bize,oldu cevabım.Bak dedim,yaşımız kırka geldi,hayat bize neyi öğretti.Evdeki hesap,çarşıya uymaz.Yani ne yaparsam yapalım,bizim hesapladıklarımız,hesaplamadıklarımızla örtüşmez.Hayat için var olmak öyle kolay değil zaten,çünkü adalet en baştan yoktu.Kimin çocuğu olacağımıza karar veremedik,ismimize bile.Düşünsene saç yada göz rengimiz bile bizim seçimimiz değildi.Boyumuzun kaç santim olacağı,ten rengimiz hepsi bizim dışımızdaydı ama sahip olduğumuz her şeyimizle yaşamda biz de vardık.Sağlıklı olmak için çaba harcayabiliriz ama yakalanacağımız hastalıkların hiç birini tahmin edemeyiz.Hayat iyi ve kötü süprizlerle doludur.Yaşadığımız hayatta,sahip olduklarımızla elimizden geleni yaptık.Kaderimiz ve irademizin ortasında bugünkü halimizdeyimiz.Tükenmişlikler yaşıyoruz ama herkes aynı durumda.Bu da geçecek.Bu günler de geçecek.Daha iyi mi olacak ya da daha mı kötü olacak onu da bilemeyiz,ama yaşıyoruz yaşamak gibi bir görevimiz var.En iyisi tadını çıkarmak her şeyin,yarın bugün yapmadıklarımız için pişman olmalıyım bari.Olumsuzluklara ne kadar odaklanırsanız,o kadar mutsuz oluruz.Önce tevekkül,sonra keyfince yaşamaya çalışmak ve de şükür.Bize bu yeter,dedim.Mutlu mu olmak istiyorsun,çocuklarınla mutfakta yemek pişir,bence bu çok keyifli.Mısır patlat,bir film izleyin.Ağaçlara sarıl,çiçekleri kokla ama koparma,bir kaç iyilik yap,hayatında var olanlara iyi davran ve hep meşgul ol bir şeylerle,boş durma,yeter işte bunlar sana.Hiç ilgilenmediğin bir hobi edin kendine,farklılık iyidir.Kendine de iyi davranmayı unutma.Anneysen eğer,zaten güçlü olmak zorundasın,sana muhtaç cananlara karşı yükümlülüğün var.Onlar seni istemedi,sen o çocuğu yada çocukları istedin.Tükendim demekle olmaz,hayat zaten sen tükendin diye seni beklemez,dünya da durmadığına göre,toparlanma zamanın geldi.Hesaplamalar tutmuyor hayatta,bugün olan yarın olmayabilir,bugün olmayanın yarın olabilir,sarıl hayata,nefes candayken yaşam sana bir yük olmasın,sana yoldaş olsun.Zor günler hepimizi bunalttı ama nefes candayken,hayat akıp giderken,hayata tutunmak için olumlu düşünmeye ihtiyacımız her şeyden daha çok,dedim.Arkadaşım ikna oldu,daha iyi hissediyorum şimdi dedi,Bir dost muhabbetimiz.


Akşam Üstü

 Akşam üstüydü. Gün batmak için veda ederken,sakin bir sessizlik huzur veriyordu hissedebilenlere. Güvercinler heyecanla ötüşüyor, sakinliği dinleyenlere, ötüşlerini armağan ediyordu.Çayı elinde balkonun kenarında oturmuş sokağı dinliyordu.Yoldan geçen araçların sesleri de olmasa huzurun sesini bölen yoktu belki de.Evinin karşısındaki çöp kutusuna,yine bir adam gelmiş,değneği ile kurcalıyor,aradığını bulmaya çalışıyordu.Bitmiyordu hiç,bu acı manzara,birilerinin çöpü başka birilerinin ihtiyacıydı.Titredi birden bir of çekti derinden.Koskocaman dünya ve dünyanın verdikleri yetmiyordu insanlara,emanet yaşanan dünyayı herkes çok seviyordu.Köpek sesleri geliyordu bir sokak öteden,bu dünya bizim biz de varız der gibi sesleniyorlardı.Güvercinler ısrarlıydı bu akşam ötmek için bir heveskar,sesimizi dinleyin diyorlardı.Akşamın kızıllığı yavaş yavaş belirdi.Artık aydınlık,siyahı giyinmeye hazırdı.Bugün de bitmişti,kaygısız ve sıradan.Yarınla buluşmak için gidiyordu usul usul.Bugünün bitişindeki son,yarının başlangıcındaki ilk anlara gebeydi.Hayat gibiydi.Her bitiş bir başlangıçtı.Sabretmesini ve anlamasını bilene.Çayını yudumladı sakince,buluşmaların en güzelini izlemenin huzuru ile doldu içi.Güvercin olmak güzel olurdu dedi.Evini terk etmeyen ama semaya her gün misafir olan.Çatıların etrafında kanat çıpan,doğayı hatırlatan.Çınar ağacının yaprakları kıpırdıyordu sakin sıcak bir meltem esintisinde.Sokak lambaları ışık olmuştu karanlığı delen mahcubiyetleri ile.Parlak ışık seven kanatlılar buluştular yine ışığın yansımasında.Gökyüzü mavi siyahtı.Yapay ışıklar yanmaya başlamış,bardaktaki çay bitmişti.Bir bardak çay huzurunda bugününü yarını ile buluşturmuş,balkonun bir kenarında kendini dinlendirmişti.Ah yalan dünya lopipop gibiydi,çevir çevir tadını çıkar.Ta ki bitene kadar.Gündüzün gidişine de gecenin gelişine de içtenlikle teşekkür edip ayrıldı balkondan.Kendisine bir parça huzur armağan etmişti.Sessizlik,kuş cıvıltısı,bir bardak çay ...

6 Ağustos 2021 Cuma

PES ETMEK YOK

 PES ETMEK YOK

Biraz eksik hissediyoruz bugünlerde.Biraz yorgun,biraz eksilmiş,biraz da umutsuzuz uzun süredir.Dünya acımasız bir hale geldi,dünyayı suçlamak da haksızlık aslında çünkü aslında insanlar acımasız.
Biz dünyanın sonuna mı denk geldik,ya da küreselleşmek bir oyun mu? Biz mi oyuncularız?
Ne kadar da vahim kelimeler ve cümleler değil mi? yazdıklarım. Of ne kadar da iç daraltıcı. Bence öyle.
Koronadan sonra çok şey kaybettik,üst üste gelen felaketler,kayıplar,afetler,ümitsizliği mi musallat etti ruhumuza?
Ne kadar üzülebiliriz? Ne kadar dayanabiliriz? Ne kadar vazgeçebiliriz? Öyle bir seçim hakkımız yok, pes etmek yok yani.
Pes etmek şansımız yok madem, direnmek zorundayız?
Hayatta var olmamız sadece kendimizle ilgili değil zaten. Her şeyi boşverip, alıp başımızı gidecek lüksümüz yok.
Toplumsal rollerimizin kıymeti var. Ebeveyn olmak, çalıştığımız alanlar ve de yaratılmış olmak.
Kaldırımların arasından çıkan otlar gibi üstesinden gelmeliyiz hayatın.
Atalarımız ne demiş? Çıkmadık candan umut kesilmez, o zaman umudu yetim ve öksüz bırakmamak gerek.
Bizler, bir kaç dönüm tarla,bir inek, bir iki tavukla,ekinleri ekip biçmenin gayretinde,gaz lambası ışığında,yıldızların örttüğü gecede,at ve eşeklerle yolculuklar yapılan günlere doğmadık.
Biz bu zamanlara doğduk.Herkes çok yılgın,ama her acı geçici.Geleceğe bırakmak zorunda olduğumuz çocuklara sahibiz üstelik.Yeniden çalışmalı,üretmeli,umut ekmeliyiz.
Doğa anneyi taklit etmeliyiz.Kendisini var etmekten asla vazgeçmeyen,çalısı,çırpısı,otuyla sürekli bir yerlerde yaşamı temsil eden doğan anadan ilham almalıyız.
Hepimiz daha dikkatli, daha duyarlı olmalıyız.
Duvarı nem,insanı gam öldürürmüş. Gamınızın fazlasını yaren etmeyin kendinize. Gülümseyin yine arada sırada, umut edebilmek için,devam edin her şeye,bırakmayın,pes etmeyin.

17 Haziran 2021 Perşembe

kararlar

 Bazen başka kişileri ilgilendiren bazı kararlar alınırken ,kararları alan o kişiler karardan etkilenecek diğer insanları düşünmeli, dinlemeli ve anlamaya çalışmalıdır. Sadece öyle olması gerekiyor demekle yada mecbur etmekle alınan kararlara uyulmasının diretilmesi, alınan karardan etkilenen ve ortak şekilde emek veren insanlara yapılan en büyük haksızlıktır. Acaba diretilen yada bir şekilde usulüne uygun hale getirilmiş kararlara uyulması beklenen kişiler o karardan nasıl etkilenecekler, bunu kararı veren kişi iyice ölçüp tartmalı ve vebal almamak gerektiğini unutmamalıdır.Kişilerin bütün hayatlarını etkileyen, geçmişe ve geleceğe dair yaptıklarını, var ettiklerini ,hatta çokça emek verdikleri her şeyi yok saymak insafsızcadır. Bir çok kişiyi ilgilendiren bir karar alınırken ,tek kişi kendini karar merci olarak görürse zamanla yaşanacak sorunlara davetiye göndermiş olacaktır. Kişi sadece kendi ile ilgili konularda istediği kararı alabilir çünkü bireyseldir ama başka kişileri ilgilendiren konularda karar vermek, o karardan etkilenecek herkes için haktır.Hakları görmezden gelmek, kendi doğruları ile tek başına karar vermek doğru bir davranış değildir. Unutulmamalıdır ki, alınan ah ve yapılan haksızlık döner dolaşır sahibini bulur.


31 Mayıs 2021 Pazartesi

Dünyadan uzak,nasılsın babam

 Dünyadan uzak,nasılsın babam,meraktayım seni.

Sessizce,beklenmedik gittin ya,
Biz halen, buralarda yokluğuna alışmaya çalışıyoruz.
Ama gel gör ki,öyle kolay da değil,alışmak.
Zaman geçiyor,günler geçiyor,acı gitmiyor.
Kalbe çöken ağırlık daha bir ağırlaşıyor.
Geçmiyor sızın,geçmiyor.
Gittin ya sessizce,beklenmedik,biz daha kabullenişe eremedik.
Gitmek kolay olandı da ,ondan mı gittin babam,
Türkü çok severdin ya,sana eşlik ederdim yaz gecelerinde,
Türküleri dinlerken acılarım daha da katlanıyor.
Bir tek ben de değilmişim bu hislerde,
Bütün kardeşlerim türküler de ararken senin hallerini
Hem dinleyip hem ağlarmış,yokluğuna.
Biz seni türkülerde arar olduk,eskiye dair her şeyde.
Hayatı ciddiye almamayı sen öğrettin bize.
Ama bak hayat zamansız aldı,götürdü seni.
Aylar geçti babam ama eksikliğin çoğaldı.
Arkandayım hep derdin ya,ne yaparsan yap,yanındayım derdin ya,bir güven gelirdi bana,
Daha bir özgür daha bir güvende hissederdim.
Eksilmedi cesaretim korkma,sadece senden bunları duymak çok kıymetliymiş,daha iyi anladım.
Memlekete gelmeye,az kaldı da nasıl olacak.
Akşam saatinde kapıyı kime açacağız,
İkimiz de çayı çok severdik,bir de türkü dinlemeyi ve susmadan konuşmayı,
Biliyorsun annemin mizacı farklı,o daha sakin ve ben de sana benzemişim.
Seni konuşacağız hep,belki de ağlayacağız sık sık,dualar edeceğiz sana annemle.
Yıldızları seyrederken konuşuyorum ya seninle,belki duyarsın diye.
Konuşacak çok şey biriktirdim sana,mezarının başına gelince anlatacağım hepsini.
Beni üzenleri şikayet edeceğim sana,yine diyecek misin bana,sakın kafanı takma,ne istiyorsan onu yap,sakın çok düşünüp de derinlerde kaybolma,güçlü ol kızım,güçlü ol.
Çiçekler ekeceğim toprağına,üzülme diyeceğim sen gittin ama biz seni hiç unutmadık.

21 Mayıs 2021 Cuma

HIDIRELLEZ

Gelecek için hayal ve umutlara inanmaya,dilekler de bulunup,dua etmeye "Hıdırellez " denir. Aslında Hıdrellez,Orta Asya, Ortadoğu,Anadolu ve Balkanlar'da kutlanan mevsimlik bir bahar bayramıdır.Ruz-ı Hızır (Hızır günü) olarak adlandırılan bu gün bize eski bir gelenek olarak miras kalmıştır.İçinde umut,dilek ve dua olduğu için de inanan herkesi davet eder kendisine.Hıdırellez günü, dünyada darda kalanların yardımcısı olduğu düşünülen Hızır ile yağmurların peygamberi hakimi olduğuna inanılan İlyas peygamberin (A.s.)yeryüzünde buluştukları gün olarak düşünülür ve kutlanır.

Bu gün bahardır,berekettir,sıkıntılardan kurtulmak, hayallere kavuşmak ve duadır.Hızır çabukluğunda,yağmur bereketinde buluşmak için dualarımızı yaradana göndermek şifalı bir mutluluktur.Ben de bugün bir karahindibaya dileklerimi dileyip üfledim gökyüzüne.Biliyorum ki, evren duyar, görür,ya verir,ya da bekletir yeter ki niyetler yağmur saflığında tertemiz olsun.
HIDIRELLEZ HİKAYESİ NEDİR?(Alıntı)
Hızır ve İlyas Peygamber, hükümdarın ordusundaki iki askerdir. Bir gün hükümdar ordusuyla ölümsüzlük suyunu (Ab-u Hayat) aramaya çıkar. Yolculuk sırasında Hızır aleyhisselam ve İlyas Peygamber diğer askerlerden ayrılır. Suyun yanında dururlar ve yemek için kurutulmuş balıkları çıkarırlar. O anda deniz suyu balığın üzerine sıçrar, balık canlanır ve suya atlar. Böylece Hızır aleyhisselam ve İlyas Peygamber ölümsüzlük suyunu bulurlar. Bu sırada bir melek gelir. Hızır aleyhisselam ve İlyas Peygamber kıyamete kadar yaşayacak, ancak Hızır aleyhisselam karada muhtaçlara ve denizde İlyas Peygamber’e yardım edecek. Hızır ve İlyas Peygamber’in Hıdrellez günü yani 6 Mayıs’ta bir araya geldiği ve bu buluşmalarıyla ölü doğanın canlandırıldığı sanılmaktadır. Yaygın inanışa göre 6 Mayıs yağmur mevsimi Hızır ve İlyas Peygamber’in sevinçleri için ağladıklarının ve buluştuklarında bulutların da onlara katıldığının bir kanıtıdır.

3 Mayıs 2021 Pazartesi

İsyanlardayım,dedim.

 İSYANLAR

İsyanlardayım,dedim.

Hayır,imtihanlardasın,fark edersen kurtulacaksın (Hz.Mevlana) dedi.

Neden bu imtihanlar,insanoğlu kendisini arayan hayat yolcusuyken

Dilimize ve gönlümüze gelenler,neden bize eşlik edememekteler? dedim.

"Gönlüm dilime dargın,dilim gönlüme,gönlüm duygularını anlatamadığı için kızarken dilime,

Dilim anlatamayacağı şeyleri düşündüğü için kızıyor gönlüme (Hz.Mevlana) dedi, bana.

Bende öyleyim.Yaşamdan gelip geçen aciz bir insanoğlu,garip bir hayat yolcusuyum,nasıl olacak?

Şimdi ne yapmak lazım,kırgınlıktan kurtulmak için dedim

Küle döndüysen, yeniden güle dönmeyi bekle.

Ve geçmişte kaç kere küle dönüştüğünü değil,kaç kere yeniden küllerin arasından doğrulup yeni bir gül olduğunu (Hz.Mevlana) dedi.

Avundum,ruhumu temizledim,şükürle,tevekkülle,teselli oldum,kendimce.

Nasıl yeniden başlayabilirim ki,dedim.

Bir yandan korkun bir yandan umudun varsa iki kanatlı olursun.

Tek kanatla uçulmaz zaten(Hz.Mevlana) dedi.

Tek kanatla uçumayız elbet,

Ne umudumuzdan,ne de korkularımızdan vazgeçemeyiz ki,

Belki de direnmekte hünerli değiliz.

Kanatlarımı aynı anda takamadığımdan mı

Bu yenilgilere cahilce isyanım ve de korkularım yoksa nasipte mi yok?dedim.

Ümitsizlikten sonra nice ümitler,karanlıkların sonunda nice güneşler var (Hz.Mevlana) dedi.

Sevindim,gülümsedim,teselli oldum,

Umuda teslim olmak,kırgınlıklarımla barışmak  mı gerek ,dedim.

Gözyaşının bile görevi varmış.

Ardından gelecek gülümseme için temizlik yaparmış.(Hz.Mevlana) dedi.

Gözyaşımı silmeye başladım,gülümsemelere hazırlık yapmalıyım öyleyse, dedim.

İmtihan içinde imtihan vardır.

Derlen toparlan da ufak bir imtihana satma kendini (Hz.Mevlana) dedi.

Güçlü olmak mı gerek,yeniden başlamak,

Yeniden denemek,umut etmek mi gerek dedim.

Dün akıllıydım, dünyayı değiştirmek istedim;

Bugün ise bilgeyim, kendimi değiştirdim(Hz.Mevlana) dedi.

Anladım dedim. Kendime döndüm. Anladım.

Yılmış korona psikolojimiz

 Yılmış korona psikolojimiz yine sendeledi. Yeni bir psikoloji gerek bize değil mi?Son bir yıldır sabır etmekten tükettiğimiz sabrımız da bizi terk etmiş de, yerine bezmişliği bırakmış gibi. Bahar geçti, yaz geçti, sonbahar ve kış geçti. Bahar tekrar geldi.

Bugün en çok bulutları kıskandım. Doğada en özgür olan onlar sanki. Her mevsim hep gökyüzündeler. Bembeyaz gezinirken şekilden şekile giren huzur veren bulutlar baharlarda yağmur olan ,bazen gri tonlarda hep özgürler gökyüzünde.

Sonra düşündüm, nasıl bir teselliye sığınmak gerekiyordu. Doğaya baktım yine, doğa çok mutluydu bizsiz.Geleceği düşündüm, çocuklarımıza kalacak olan dünyaya, dünyayı mahvediyorduk hep beraber, ama şimdi yapamıyoruz, istesek de istemesek de doğaya ve dışardaki yaşama hasret kalan bizler yine evdeyiz.

Doğa başını dinlemekte ,keyifle özgürce kendisini yeniden var etmekte. Çöp atanları azaldı, mangalcıları, piknikçileri, egzoz gazları da.Doğa bir insan detoksunda kendini yenilemekte. Halinden de çok memnun. Hayvanlar sokaklar da ,bu mekanlar bizim der gibi gezinmekte, kuşların cıvıltıları daha fazla duyulmakta ,çünkü trafik de mecburiyetlerden azaldı.

İnsanoğlu ilk defa yaptıkları ile yüzleşiyor. Gözle görünmeyen bir virüs bizi evlere hapsetti. Acı kayıplarla yüzleştik,ayrılığı ve korkuyu daha da çok öğrendik.

Her şey tersine döndü sanki. Tutsaklar ve özgürler. İnsanoğlu akıllanmazsa daha çok bedeller ödeyecek belki de. Çocuklarımıza daha güzel bir dünya bırakmak için bu koronanın bize öğrettikleri hepimize iyi bir ders oldu, o da anlayabilenlere.

Geleceğe daha güzel bir dünya bırakmak ve daha duyarlı olmayı öğrenmenin tesellisinde olmalıyız. Yine sabır,yine şükür ve daha fazla duyarlılıkta evde yaşama devam. Gelecek güzel günler için dua etmeyi unutmamak da.


"Evde sıkılan çocuklarımız" için neler yapmalıyız?

 "Evde sıkılan çocuklarımız" için neler yapmalıyız?

"Evde sıkılan çocuklarımız" için neler yapmalıyız? aslında bu durumu abartmamayı öğrenmeli ve çocukların sıkılmasına ,bu sıkılma duygusu ile baş etmeyi öğrenmesine izin vermeliyiz.
Evde kaldığımız bu dönemlerde ebeveyn olarak sürekli çocuklarımızla ilgilenerek ,etkinliklerle oyalayarak ve de sürekli onları mutlu etmeye çalışarak hem kendimizi yorar ,hem de çocuğumuza yanlış yaklaşımlarla, yanlış davranış ve özellikler kazandırabiliriz.
Çocuklarımızın empati yeteneğinin en iyi şekilde geliştirilebileceği bir dönemdeyiz. Onlarla biz de duygularımızı paylaşmalı ve kendi beklenti ve isteklerimizi de onlara anlatarak bizi anlamalarını sağlamalıyız.
Evde yaşamın herkes için bir akışı olduğunu ve herkesin kendi kendine meşgul olabileceği zamanlar da kendine yetmeyi öğrenmesi gerektiğini çocuklarımıza öğretmeliyiz.
Ama bu öğretiyi çocuğun bilgisayarla, televizyonla oyalanmasına göz yumarak da yapmamız oldukça sakıncalı bir durum olup, yarar yerine zarar getirecektir. Çocuklar sıkılsın, sıkıldım desinler, desinler ki, sıkılınca bir şeyler üretmeyi öğrensinler. Çocukların kendi başlarına yada ailesi ile yapabileceği planlamaları düzenlemek, bu dönemi daha kolay geçirmemizi sağlayabilir.
Çocuklarla oturup onların gününü planlayabiliriz, ders ve ödev zamanları dışında yapmak istediklerini listeleyip uygun bir ev yaşam planı oluşturabiliriz.
Örneğin; sinema saati, kitap okuma saati, ev işlerine yardım, bitkilerle ilgilenme, spor yada dans saati, odasını düzenleme saati, kendi kendine yetebilme saati gibi bir günü planlayan esnek bir program düzenleyebiliriz.
Çocuklarımızı sürekli mutlu etmeye çalışmak onlara zarar verir, çünkü hayatı boyunca karşılaştığı bütün insanlar onu mutlu etmek için uğraşmayacaklar .Ailesi tarafından sürekli el üstünde tutulan mutluluk dışında başka duyguyla tanışmasına izin verilmeyen çocuklar ileriki yıllarda karşılaştığı olaylarda hangi duygulara uyum sağlayacağını bilmediğinden ,duygusal zorluklar yaşayabilirler.
Evde yaşam günlerinde çocukların yaşına ve anlayabilme düzeyine uygun empati duygusu geliştirilebilir. Neden evde kalmak zorunda olduğunu anlama, sorumluluklarını gerçekleştirmenin gerekliliği, aile bireylerine saygı ve kendine yetebilmesinin önemi gibi beceriler bu süreçte çocuklara kazandırılabilecek özelliklerdir.
Tabii ki doğru rol model olmak, elinden cep telefonunu düşürmeyen bir ebeveynin çocuğuna televizyon izlememesi gerektiğini yada kitap okuması gerektiğini söylemesi çocuk için çok da mantıklı ve inandırıcı olmayacaktır. Yada evde hiç bir işi yapmayan, elini sıcak sudan soğuk suya dokundurmayan ebeveynin çocuğa ev işlerine yardım etmesini söylemesi de aynı şekil de mantıklı olmayacaktır. Evdeki huzur için evde yaşayan her aile bireyinin birbirine empati ile yaklaşması ve ortaklıkta işbirliği yapması çok önemlidir.

12 Nisan 2021 Pazartesi

UMUT ETMEK


Umutsuzca, umut etmek neydi?
Bir hayali, bir duyguyu, bir arzuyu dillendirmekten ürkmek,
Umudun sıcaklığına sığınamamak, hep üşümek,
Ya da;
Kor kor yanarken umutsuzlukla, umudun serinliğine kavuşamamak.
Umudu, umut etmekten korkmak nedendi?
Yılgınlık mı, acizlik mi, geç kalmışlık mı?
Yenilgilerden sonra gelen kabullenişlerin esareti mi?
Umut etmek için bile umuda ihtiyaç duymak neyin çaresizliğiydi?
Hangisi yalan, hangisi gerçek ,
Karanlık imkansızlıklar da aydınlığı bulamamak,
Umut etmenin terkinde olmak,
Adı koyulmamış hüzünleri yaşamak,
Umutsuzca umut etmekti nasıl bir yokluktu?








25 Mart 2021 Perşembe

İnanmak.

İnanmak.İnsanoğlunun doğasına yazılmış bir içten geliş,bir yaratılış mucizesidir.İnanmak,dua etmek ruhu teskin eder.Yaşamak için umut,zorluklar için mücadele ve sabır verir insana.Kimin nasıl ve ne kadar inandığı yada inancını nasıl yaşadığı da sadece kendisi ile ilgilidir.Kimse, kimseyi inanmakla ilgili değerlendirme hakkına da sahip değildir.Herkes iyi insan olabileceğine,olumlu düşünmeye,iyilik yapma potansiyelinize inanmalıdır.Başkalarını yargılamayan,şekilcilik yapmaktan kaçınan,yıkıcı olmak yerine yapıcı olmaya gayret edenlerden olmak gerekir.İyi yada kötü olan her şeyi, kişinin kendisinin olanı olacaktır zaten.Herkes yaptığının karşılığını yaşamadan bu dünyadan gitmeyecekse,yaptıklarımıza çok dikkat etmeliyiz.Nelerin bizi bulmasını istiyorsak onlara inanmalı,hayatımıza onları davet etmeye çalışmalıyız.İnanmanın mutluluğunu yaşayalım ki,ruhumuz huzur bulsun.

7 Şubat 2021 Pazar

İNANMAYA İHTİYAÇ DUYMAK ...

 Bir bağlanışa ihtiyacım var diye düşündü.Bir kahve yaptı,kendini dinlemeye ihtiyacı olduğunu fark etmişti.Off dedi neden,bu ihtiyaç.Bir bağlanışa ihtiyacım var,ama eksiğimi bilmiyorum diye düşündü.Kahvesini alıp,pencereden dışarıyı izlemeye başladı.İnsanlar yoldan gelip geçiyor,hayat akıp gidiyordu.Bir yerlerde kaybolmuş hissediyordu,nedendi bu hali.Var olduğu yaşamda ait oldukları ve ona ait olanlar avuntu gibi geliyordu bazen.Hayat da bir avuntuydu zaten.

Avunamıyordu bu günlerde,dertli dertli içi sızlıyordu, kalbi sürekli cızırdıyordu kulaklarında.Sıkılmıştı bu halinden,son zamanlarda yaşanan her şey ne kadar da zordu.Hayatının büyük bir kısmı çalınmıştı ve yaşama uyum sağlamak için çaba harcarken mızmızlanmak istemiyordu. Mevsim zordu,ruhu da mevsim gibi soğumuştu.Bu zor günler nasıl bitecek diye dertlendi yine.

Yaşama ara vermek gibiydi her şey.Evde hayat diyorlardı,aylardır evde hayatı kucaklıyordu.Her güne mutlu uyanmayı çalışıyor,rutinleri ile yarenlik ediyordu.Bugün bıkmıştı her şeyden,bağlanmak için umutları tükeniyor gibiydi.Şükür etmek için nedenlerini sıraladı,sıraladıklarından sonra biraz teselli bulmayı bekliyordu ama aylardır bu tesellilerle kendini teskin ediyordu zaten.

Plansız yaşamak zor geliyordu,geleceğe umutla bakmak istiyordu.Düşündü,eskiden insanlar tam da bu şekilde yaşıyorlardı belki de.Hayatın verdiği çokuluklarla, hayatın yaşamaya alışmışken şimdi kaybettikleri ile oyuncağı kırılmış çocuklar gibi hissediyordu.

Eskilerde insanı hayata dair oyalayan şeyler o kadar azdı ki oysa.Şu andaki hali bile onların o halinden çok daha fazlasıydı.Kendi hallerinde yaşayan atalarını düşündü.Bir iki odalı evde,bir tencere yemekle,bir toprak parçasında çalışarak,evde geçen günleri vardı onların da.Dünya teknolojiye teslim olmadan önce hayatlar ne kadar sadeydi.Küreselleşen dünyada hastalıklarda küreselleşmişti.Uzun bir süredir bekliyordu,hayatı eskisi gibi kucaklamayı.Aklına hiç gelir miydi?Maskeli insanlar sokaktalar.Geçen gün maskesini takmayı unutmuş,sokağa çıkmıştı,panikle hemen maske almak için sağa sola bakarken,mahalle bakkalında bile maske satıldığını fark etmişti.Her şey ne kadar tuhaftı.

Bir bağlanışa ihtiyacım var diye düşündü.Bu ara yeni bağlanışlara ihtiyacım var çünkü hayat ;bize değil, biz hayata uyum sağlamak zorundayız.Sokaktaki çöp kutusunu karıştıran yaşlı amcayı fark etti.Utandı halinden,yardıma koşmak istedi ama amca bisikleti ile uzaklaştı hemen.Kahvesi bitmişti,içinde bir eziklik hissetti.Neyi sorguluyorum ki dedi,herkes benim gibi hissediyor,herkes zaten bu aralar avunmaktan tükendi.Kitap okumaya karar verdi,zihninin sorgularından kurtulmak için.

Mevlananın sözleri aklına geldi.Tekrar etti kendi kendine.”Bir gün gelir açmaz dediğin çiçekler açar.Gitmez dediğin dertler gider,bitmez dediğin zaman geçer,hayat öyle bir sır ki,önce şükür,sonra sabır,sonra da inanmak gerek”.

25 Ocak 2021 Pazartesi

Hoş geldin 40 yaşım

Hoş geldin,sevgili 40 yaşım.Kutlamalar bitti madem,otur karşıma da,biraz sohbet edelim seninle?Konuşacak,anlatacak çok şey var,yolculuğumuzun 40'ında hasbihal zamanımız geldi işte.Çok uzun yollardan,yaşanmış bütün yaşlarımı,alıp da geldin ve sen hoş geldin bana.Çok kıymetli bir misafirsin benim için,kendimden bugüne kadar var ettiklerimin,toplamının 40'sın sen.
Eskiden,20 ve 30'lu yaşlarımda,"40" ne kadar çok çokluk demekti benim için.Oysa ki,ne kadar da çok yanılmışım,
çokluğun sayılardan değil yaşanmışlıklardan geldiğini ve olgunluğun ne kadar farklı olduğunu,ben de yeni anladım.
40 yaşım,sen de ki sayısal çokluğu,ben de çok abartmışım galiba.Ama bilmiyordum ki,fark etmenin ve 40 olmanın keyfindeyim şimdi.Çünkü ben de,hayatın bendeki anlamlarını öğrendiğimi,öğrendim tam da bu yaşlarda.
20'lerin soruları yanıt buldu çoktan.
Mezuniyet,iş,eş,çocuk,yaşanılacak yer,yetişkin olma ile ilgili yolculuğumun cevapları netleşti artık,çok fazlaca merak ettiğim geleceğim konulu sorularım azaldı hayata dair.
Bunun rahatlığındayım şimdi,kafam da karışık değil ve hikayemin başında da değilim.
30'lu yaşların meşguliyetleri de azaldı.İş ve ev adreslerimin isimleri belli oldu.Çocukların varlığı ve hayatta onlarla var olmayı öğrenme becerisi,canan olma gibi acemilik ve telaşlarım da azaldı ve ben de tecrübelendim.Anlarsın ya biraz daha sakin ve rahatım artık.
40'lı yaşlarıma geldim şimdi de.Ama çok şey öğrendim,merak ediyorum da,daha neler neler öğreneceğim,akıl geldikçe daha daha neler olacak acaba hayatım da,usanmadım ve de merakla bekliyorum hayat.
40 yaşıma kadar çok şey öğrendim ama en çok da kendimi öğrendim.Güçlü olmayı,kabul etmeyi,hep hayal kurmayı,hep umut etmeyi,planlamalar yapmayı,pes etmemeyi,mutlu olmak için küçük şeylerin varlığını,kendimi çok sevmeyi ve çokça da hayatı umursamamayı öğrendim.Zümrüanka gibi hissediyorum şimdi ,40 yaş bence zümrüanka olabilmeyi öğrenmekmiş aslında.
Sevgili hayat,bana ilk dersin kaybetmeyi öğretmek oldu.Ama bu kaybetmek,beni var edenden,canıma can verenimden geldi.Kaybetmeyi öğrendim senden ilk önce,sevdiklerimden eksilmeyi,
hayatın gerçekliğini,hiç gitmeyecek sandıklarımı,bir parçası olduğum ve yaslandığım duvarlarımın,
tutunacak dallarımın yokluğunu kabul etmeyi tecrübe ettim.Uğurlamaların,acı dokunuşlarını yaşadım.
Güçlü olmayı öğrendim.Haksızlığa uğradığımda,aslalarımla kavgaya tutuştuğum da,bitti artık dediğim ama bitirmediklerimden nefret ettikçe,benim güçsüzlüğümün başkalarının tesellisi olduğunu gördükçe,güçlü olmayı,öğrendim.Kapattığım kapıları açmamayı,ikinci şanslarla vakit kaybetmemeyi,herkese hak ettiği gibi davranmayı da deneyimledim böylece.
Mutlu yaşamayı öğrendim.Kendim için.Kıymet bilmeyi ve şükretmeyi unutmamayı da.Kendimi gerçekleştirerek hayatımı yaşamayı da öğrendim.Temizlik yaptım biraz,önemlilerimin tozunu aldım,gözümün önüne dizdim,önemsizlerimi de çöp poşetinde hayatımdan çıkardım.Fedakarlıkların fazlasının bıkkınlığından,pembiş rüyalardan,evet ve tamam demenin yorgunluğundan kurtuldum.
Hayır demeyi öğrendim ben,yıllar sonra.
Her daim hayal kurmayı öğrendim.Hayaller olmadan anlamı yoktu,hayatın onu da fark ettim.Kendim için,çocuklar için,gelecek için gerçekliğe dair hayaller kurdum hep.Hayal ettikçe,evrenin gücü ile yeniden yeniden büyüdüm.Büyümek için hep hayaller kurdum,hayaller kurdukça da hep büyüdüm zaten.Maneviyatımla meşgul olmayı hediye ettim kendime,huzurun keyfini yaşamayı keşfettim.
Pes etmemeyi öğrendim,bazen ısrar etmeyi,bazen tekrar tekrar denemeyi,bazen de ertelemeyi öğrendim.Ama pes etmemeyi,neden,niçin,niye ve nasıllarla tekrar tekrar denemeyi,kendime tekrar tekrar şans vermeyi öğrendim.Hayat cesurlara torpil geçiyorsa,ben de cesaretle yarenlik edebileceğimi öğrendim.
Planlamalar yaparak hayata tutunmayı öğrendim.Ama çok büyük planlamalar yapmanın sorumluluğundan kurtulup,anı yaşamak için sadece saatlik,günlük planlamalar yapmayı öğrendim.
Bugünün tadını çıkarıp,yarını düşünmeyi yarına bırakmayı öğrendim.
Kendimi çok çok sevmeyi öğrendim.Yaratılmaya layıktım madem layıkıyla yaşamanın lezzetini fark etmeyi öğrendim.Umursamamanın keyfinde,içimden geldiği gibi kendime layık yaşamanın kıymetini iyice idrak ettim.Okumayı,yazmayı,yürüyüş yapmayı,kahve içmeyi,sevdiklerimle kahkahalar atmayı, içimdeki çocuğun sürekli dışarıda gezinmesini,sonbaharı,cananlarımı,iyi demlenmiş çayı,işimi,lezzetli tatların tadını çıkarmayı,haksızlığa ve saçmalıklara karşı sivri dilli olmayı,affetmek ile ilgili zorlandığım tarafımı,dozu fazla olan gururumu,iyi ve kötü taraflarımı,benim olan her şeyimi çok sevmeyi öğrendim.
İnsanı azalttım hayatımdan,insanoğlu çiğ süt emmişti,öyle olduğunu kabul ettim ben de.Yaptığım her şeyi için hiç kimseden,hiç bir beklentiye girmeden,ben istediğim için yaptıklarım olduğunu kabul ettim.Beklentiye girmemenin ve beklentilere karşılık verme zorunluluğunu hissetmememin sonsuz rahatlığını öğrendim.
Hoş geldin 40 yaşım.39 yılda ben seni,senden öğrendim,iyi ki geldin.Geceden sonra gelen gündüzler de,karanlığa değil aydınlığa yürümeyi de öğrendim.Biliyor musun,bana şimdi çok çok akıl getirdin sen ve hayatın keyfindeyim artık,yeni hikayelere,yeni başlangıçlara da hazırım,her şeyi olduğu gibi kabul etmeye de.Dile kolay,40'ın aklına geldim.Şah ve mat.

23 Ocak 2021 Cumartesi

Yaşamanın avuntusun da geçiyordu, zaman.

Yaşamanın avuntusunda geçerken  günler,

Yaşamdan bezmemek içindi,belki de gündüzler,

Geceler de de ,bir uyku hali, hayattan vazgeçişken

Sayılarla,sıralamaların akışına,kapılmış gitmişti hayat.

 

Sabahlar,akşamlara kavuştukça,

Geceler de uykuya teslim oldukça,

Gün,hafta,ay,yıl dizildikçe art arda,

Avuntulara,dair gün sayıları da çoğalmaktaydı.

 

Yaşamak,sayılara kendini adamışken,

Hayaller,umutlar,planlar adanmışlıklara,uyum sağlamışken,

Yaşamak, hep yarını düşlemeyi tembihliyorken,

Geçmiş de, gelecekle arkadaşlık ederken,  

Yaşamanın avuntusunda geçiyordu zaman.

 

17 Ocak 2021 Pazar

Bazen bir yerde bir hikayemiz başlar.

 

Bazen bir yerde bir hikayemiz başlar. Hikayemiz başlarken hissederiz aslında o yerdeki hikayelerin bize nasıl hissettireceğini.

Hissetmek yetmez ama , yaşanmadan tamamlanmaz hikayeler. Her hikaye başlamalı, yaşanmalı ve bitirilmelidir.

İşte bu yüzden, evrende sana dair olan ve henüz yaşanmayan hikayelerin yaşanması ve eksiklerin tek tek tamamlanmasını beklersin ve hissettiklerinle de yüzleşirsin çoğu zaman.

Hikayelerin sırlı bir yazılmışlıkla , kendi içindeki bütün parçaları yapboz gibi tamamlandığında biter.

Hikayelerin sonu mutluysa hikayeni yaşandığın o yerleri seversin ayrılamazsın, mutlu değilse eğer sevemezsin ,gitmek istersin o yerlerden.

Sevemediysen eğer, bir gün o yerle ilgili bütün hikayelerini bitirir ve yeni hikayeler için yeni yerlere gitmek istersin. Olmamıştır, olamamıştır. Tebdili mekanın ferahlığını arar durursun.

Bulduğun yerde ise yeni hikayelere başlamak ve devam edecek olan güzel bir hikayede olmak istersin.Bazen bir yer arar durursun işte, yeni bir hikayeye başlamak için. Bulduğun bu yer senin yeni hikayenin başladığı yerdir artık. Kendi hikayeni bulduğuna inanana kadar, hikayeden hikayeye gezintin devam eder.

Hikayelerinde  farklı bakmayı da öğrenirsin. Sarı yaprakların birlikteliğindeki kırmızı, mor,yeşil yapraklar olabilmeyi öğrenirsin bazen.Aslında biz kadınlar hayatımıza sahip çıkmalı,yaşamayı başkalarına yada yarınlara bırakmamalıyız.Bu yüzden hayatımızda yeni dilekler,yeni umutlar,yeni hayaller,yeni başlangıçlar olmalı her daim.Hayatımız bizim en önemli rolümüzü oynadığımız film gibidir,ana karakter de biz olduğumuza göre hayatımızı kendimiz için,kendimize göre yaşamaya çalışmalıyız.Hayat bir var oluş ise var oluşumuzun hikayesini anlatmak da bizim hayattaki duruşumuz ve yaşamdaki uğraşlarımızla ilgilidir.

Hayat bizden mücadele,emek,çaba,iyilik ve pozitif enerji ister.Hep direniş içinde,hayata baş kaldırı gücünü var edebilmeliyiz ruhumuzda.Bardağa dolu tarafından bakabilmeyi ve doğrularımızla var olmayı gerektirir hayat yolculuğumuz.Üç yapraklı yoncaların arasında dört yapraklı yoncayı bulmak için uğraşmak gibidir hayatlarımız.Hep beklenti ve daha iyisini,güzelini,özelini elde etme tercihlerimiz de; şekillendirdiğimiz hayat filmimizin fragmanlarıdır.Kapattığın sayfayı yeniden açmamak,başkaları için değil kendin için yaşamak,bazen biraz bencil,gerektiğinde zamanlarda narsist,varyemezlikten uzak,fazlasıyla kendin ve sevdiklerin için yaşamayı gerektirir hayat.Role girmelisindir,hayat hikayenin filmsahnelerinde.Her duyguyu,her rolü kendine göre tecrübe etmelisin kendince.

Hayatının hikayesinin,yazarı da oyuncusu da sensin.


5 Ocak 2021 Salı

Yeni yıllar neden bu kadar mutlu ediyor?

 Yeni yıllar neden bu kadar mutlu ediyor?

Değişen rakamları kutlamak..Cevabı da çok basit aslında,hayat devam edip giderken yeni umutlara,yeni başlangıçlara duyulan ihtiyaçlar yada hayalleri dillendirmenin keyfine varmak.Aslında değişen sayılar bize bir şey getirmiyor bunun hepimiz farkındayız.

Çocuklar için mutlu haberler,en çok istedikleri şey oluyor büyüyorlar.Peki ya yetişkinler, umutlarını yada hayallerini gerçekleştirmek için yeni başlangıçlar yapabiliyorlar mı?Başarıp da istediklerini elde edenler bu yıl çok şanslıydım inancı ile değişen rakamlara pozitif enerji gönderiyorlar.Oysa ki her olan evrenin ve insanın birlikteliğindeki uyumda.Gerçekten istemek,belki çokça hayal etmek,bunlarla yetinmeyip çaba harcamak.

Şans,aslında insanın kendi benliğinde.Kalpten gelen ve en samimi olan avuçlarımızdaki dualarımızda. Şans denilerek elde edilenler de insanın ulaşmak için harcadığı emekte gizli.Uzun süren bekleyişlerin sonuçlarına ulaşma zamanlarının adının söyleniş biçimi.Ve hayatın adaletinin tecellilerini yaşamak bazen.Ataların dediği gibi,iyilik yap iyilik bul,kötülük yap kötülük bul.Hayatın özetindeki değişmeyen kuralların döngüsüne girmek.Ya olmayanlar.Olmayanlar için yine umut var zaten.Değişecek rakamları beklemek yine umut etmek,hayalleri dinlendirmek.

Yeni yıl.Yeni olan her şey güzeldir,çekicidir,farklıdır. İnsanoğlu yeniyi sever,yenilik değişikliktir.Bu yıl yeni yıla girerken yeni şeyler istemek aklımıza gelmedi,çoğumuz eskilerimizi istedik.Evrene gönderdik,sağlık,mutluluk,koronasız günler.Ne az şey istedik.Aslında ne çok şey istediğimizi en iyi biz biliyoruz.

3 Ocak 2021 Pazar

Korona da biz...

 Ne kadar çok değişti hayatımız.Bazen gerçek mi değil mi, diye halen aklımızı yokluyoruz.Sanki akıl almaz bir rüyadan uyanacak yada hiç uyanamayacak gibi hissediyoruz.Çin'de bir virüs salgını diye başlayan haberlerden sonra geldiğimiz noktayı idrak etmekte halen zorlanıyoruz.Önce özgürlüklerimizi,rutinlerimizi kaybettik.Sonra yaşam alanlarımız küçüldü ve bizler bunlar geçecek diye bekledik umutla.Maskeler hayatımızın olmazsa olmazı oldu,sokakta bütün insanları maske ile görmek ne kadar da farklıydı,ona da alıştık.

Korona bitmedi ama bize daha da çok yaklaştı,yanı başımıza geldi,ailemizi,sevdiklerimizi bizden ayırdı.Kayıplar vermeye başladık en yakın taraflarımızdan.Bu yaşananların gerçekliği ve tuhaflığı arasında bir yerlerde kaybolduk.Korona bitmedi,panik ataklar arttı,mutsuzluklar,umutsuzluklar arttı. Tükenmişlikler yaşadık.Yine de her gün bir sabaha uyanıyorduk, hayat devam ediyordu.Endişelerimiz ellerimizde,zihnimizde,ceplerimizde her tarafımızda bizimleydi.Ama her güne mutsuz uyanmak,her günü endişe ile yaşamak,panik olmak en çok bize zarar veriyordu.Bu yeni yaşam düzenine alışmak ve kabul etmek ancak bu süreci daha kolay hale getirebilirdi.En çok da meşgul olmak.Kendimize ayıramadığımız zamanlarımızda yapmak istediklerimiz bizi teselli edebilirdi.

Teselli gerekti bize.Umut edebilmek için,her yeni güne başlayabilmek için,şükür etmeyi öğrenebilmek için. Şımarıklık da yapmamak gerekti;bu süreci çok zor geçiren,çok fedakarlık yapanları düşünmek lazım geliyordu mutlaka.Büyük kayıplar yaşayanları hissetmek lazımdı,acıları tarif edilemezdi ki. Kurallara uymayanlara duyarsız kalmamak lazımdı.Empati en çok da empati lazımdı hepimize.

Bize gerekenleri unutmamak gerekiyordu.Geleceği güzel hayal etmek gerekti.Hayaller kurmak ve sabırla beklemek lazımdı bize.Önceki hayatları düşünmek lazım gelirdi.Teknoloji yoktu,sohbetler vardı.Kitaplar yoktu anlatmak vardı.Hazıra konmak yoktu,el emeği vardı.Sabır vardı,yokluk vardı.Varlığın kıymeti vardı.Üretim vardı.Sen de üretmeye devam et yada yeni başlayanlardan ol.Kendi için üretmen gerekmiyorsa eğer yaşam için,başkaları için üret.Bir faydan olsun insanlara.Evinin önüne bir kap yemek ,bir kap su koy mesela.Balkonuna ekmek kırıntıları bırak her gün.Çocuklar için bebekler ör.İhtiyacın olmayanları ihtiyacı olanlara ulaştır.Yardıma muhtaçlara yardım et.En kolay olanlardan başla.Daha saymaya gerek var mı,iyi hissedeceğin bir şeyler yap artık.

Hayat ,oflamalarla  puflamalarla renklenmiyor değişmiyor işte anla.Sen bir kaç renk dahil et hayatına.Sınırlı bir alanda, sınırlı bir ortamda yap bunu.Yapanlar nasıl da yapıyor bir baksana etrafına,yine de her güne mutlu uyanan,her gün şükredenler,sabır edenler var.Onlar nasıl başarıyorsa sende başar.Seyirci olma,uyumlu ol.