Bugün nerden geldi aklıma bilmem.Kış hazırlıkları ile ilgili çocukluk anılarım canlandı birdenbire gözümün önünde.Ne güzel anılardı onlar öyle.Ailemin salça yapma hazırlıklarını hatırladım.Genel olarak herkesin bahçeli müstakil bir evde oturduğu şehir merkezinde şirin bir mahallede geçti çocukluğum.Yazın sonuna doğru salça yapma işleri başlıyordu. Mahallede hangi eve kasalarla domates girerse oraya bütün mahalledeki bayanlar doluşurdu. Domatesler yıkanır,doğranır ve ev sahibine veda edip gidilirdi.Ev sahibine o domatesleri kaynatıp güneşe sermesi kalırdı.Bizim eve domatesler gelince annem benide domates doğramam için çağırırdı.Ben bir köşede bir taraftan domates doğrarken bir taraftan da en beğendiğim domates dilimlerini ağzıma atardım.Etrafimda komşu kadınlar sohbet eşliğinde hepsi bir işin ucundan tutmuş anneme yardım ederlerdi.Birde kışlık bulgur işleri vardı.Kocaman bir kazan kurulurdu bahçelere yada mahallenin bir kenarına.Altına kocaman odunlar sürülürdü.Bizim orada oynamamız yasaklanırdı.Sonra buğdaylar pişer hedik olurdu.Mahalleyi bir hedik kokusu sarardı.Bütün çocuklar hedikten alır bir kenarda ağzımıza yuvarlardık.Hedik kaynatan ev sahibi kadın büyük sitillere pişen hedikten doldurur ev ev dolaşıp taze hedik dağıtırdı.Mahalleye kokmuştur herkes yesin diye düşünülürdü. Böylece on,onbeş gün kadar hedik yemekten karnımız şişmiş bir kenarda oynamaya devam ederdik.Pişen buğdaylar örtülere serilir güneşte kurutulurdu.Öncesinde sonrasında mı hatırlamıyorum bir ayıklama işi olurdu.Annem yine çağırır ayıklamaya yardım ettirirdi.Sıkılınca kaçamazdık eğilmekten belimiz ağrırdı.Üstüne üstlük komşu teyzelerde ayıklama işine mahallenin büyük çocuklarını çağırırdı. Kimseye hayır diyemezdik annemizle yardıma giderdik onlarda bize yardıma gelirlerdi zaten. İmece usulü herkese yardım edilirdi.
Kışlık salamura yaprak işleri vardı.Kilolarca alınan asma yaprağını seçmek üst üste dizmek işinde de yine görevlendirildik,hem evimiz için hem de komşu evler için.Annelerimizin sohbetini dinler ikram edilenleri teşekkür edip kabul ederdik. Oyuna ne zaman kaçacağız diye sabırla işlerin bitmesini beklerdik.Neyseki salamura peynir işlerine bizi çağırmazlardı.Fıçı fıçı peynir basardı annelerimiz.Arada da yufka ekmek yapma etkinlikleri de olurdu.Mahallede mis gibi yufka ekmek kokardı.İlk pişen yufka ekmekler biz çocuklara yağ sürülüp yedirilirdi.Çocuklara kokmuştur denilirdi,biz oynarken anneler yufka ekmek pişirirdi.Biz çocuklarda arada bir yapılan bu yufka ekmeği çok severdik.Yine yaz sonunda kurutmalıklar yapılırdı.Sebzeler yıkanır temizlenir iplere geçirilir balkonlara camlara asılırdı.Mahallemiz rengarenk olurdu.Kuruyan kayısılarla ilgili de işlerimiz vardı,kuruyan kayısı çekirdekleri makinelerde kırdırılıp evlere getirilirdi.Bu defa da kayısı çekirdeklerini kabuklardan ayıklama işi başlardı.Bu işte de görevliydik yine biz büyük çocuklar,hem ayıklar hemde kıtır kıtır kayısı çekirdeklerini yerdik.Kayısı çekirdeği yiyerek büyüdük hepimiz.
Biz çocukken farkında olmadan kış hazırlıkları arasında ne çok anı biriktirdiğimizi bilmeden oyunun tadını çıkarırdık.Ben çocuklukten genç kızlığa geçerken her şey değişmeye başlamıştı ve eski hazırlıklar azalmaya başlamıştı zaten. Şimdi bahçeli evlerin yerinde apartmanlar var mahallemde.Hatta o mahallem daha da merkezi bir konuma getirildiği için mahalle olmaktan da çok uzaklaştı.Herkes şimdi marketten alıyor her şeyi, o kış hazırlıkları da anılarda kaldı sadece.Peki siz hangi anıları biriktirdiniz?
Sevil ATEŞ

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder